|
Tweet |
Programa konuşmacı olarak Balıkesir Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimi Din Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hacer Aşık Ev, Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf, Yazar Dr. Abdulcabbar Boran, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Pof. Dr. Mustafa Naci Kula katıldı.
Panelde konuşmacılar, günümüzde giderek artan stres, mutsuzluk, bağımlılık, aile içi sorunlar ve manevî boşlukların çözümünün Kur’ân’ın rehberliğinde aranması gerektiğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Hacer Aşık Ev: “Nefs-i Emmare’den Mutmainne’ye Uzanan Yolculuk Kur’ân’la Mümkündür”
Konuşmasında insanın yaratılışındaki potansiyel güçlere ve özgür irade sayesinde iyilik ile kötülük arasında seçim yapabilme imkânına dikkat çeken Prof. Dr. Hacer Aşık Ev, insanın meleklerden bile üstün bir makama yükselebilecekken nefs-i emmârenin etkisiyle aşağıların aşağısına düşebileceğini ve Nefs-i Emmâreden Mutmainne’ye uzanan nefs yolculuğunda Kur’ân’ın rehberliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.
Allah’ın, insanların hangisinin daha güzel ameller işleyeceğini sınamak için hayatı ve ölümü yarattığını belirten Aşık Ev, insanın bu dünyada yaptığı tercihlerden bizzat sorumlu olduğunu söyledi. Allah'ın kutsal kitaplar vasıtasıyla insanla iletişimini sürdürdüğünü belirten Aşık, insanların Allah'a karşı bir mazeretlerinin kalmaması için elçilerin müjdeleyici ve uyarıcı olarak vazifelendirildiğini ifade etti."
İnsanın manevî gelişiminde öz eleştiri ve pişmanlık duygusunun önemli bir yere sahip olduğunu belirten Aşık, kişinin yaptığı yanlışlardan rahatsızlık duymasının ve bunları telafi etmeye yönelmesinin eğitim sürecinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
İnsanın gelişime açık bir varlık olduğunu vurgulayan Hacer Aşık Ev, Allah’ın insanı yalnız bırakmadığını; ona akıl, irade ve duyular vermenin yanı sıra Kur’ân’ın bir hayat kılavuzu olduğunu belirterek, İnsanın kalbini arındırarak huzura ulaşmasının Kur’ân’ın rehberliğiyle gerçekleşebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Hacer Aşık, nefsin eğitilmesinin insanın manevi gelişimindeki önemine dikkat çekti.
Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf, Yazar Dr. Abdulcabbar Boran: “Kur’ân Mutluluğun Rehberidir”
Panelde konuşan Dr. Abdulcabbar Boran, Kur’ân-ı Kerim’in insanın mutluluğa ulaşmasındaki rehberliğine dikkat çekerek, insanın Allah ile, diğer insanlarla ve bütün mahlûkatla ilişkilerini doğru bir zeminde kurabilmesinin Kur’ân’ı öğrenmek, yaşamak ve öğretmekle mümkün olduğunu ifade etti.
İnsanın hayatındaki temel hedefin mutluluk olduğunu vurgulayan Boran, bu mutluluğun Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğiyle mümkün olduğunu belirtti.
“İnsan için hedef mutluluktur.” diyen Boran, Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.) ve sahâbenin yaşadığı Asr-ı Saadetin bütün zamanlar için en güzel örnek olduğunu ifade etti.
Kur’ân-ı Kerim’in yalnızca okunmak için değil, yaşanmak için indirildiğini belirten Boran, insanlığın yaşadığı stres, depresyon, şiddet ve kötü alışkanlıkların temelinde Allah’ın ölçülerinden uzaklaşmanın bulunduğunu söyledi. Kur’ân’ın öğrenilmesi, yaşanması ve öğretilmesinin hem bireysel hem de toplumsal huzurun anahtarı olduğunu ifade etti.
İnsanın Yaratılışı: Nefs ve Ruh
İnsanı diğer varlıklardan üstün kılan unsurun ruh olduğunu ifade eden Boran, ruhun sevgi, iman, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekinet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketumiyet, hakikat, fazilet, vefa, ihlas ve tevhit gibi hasletlere sahip olduğunu belirtti.
İnsanın büyük bir sorumlulukla yaratıldığına dikkat çeken Boran, ruhun Allah’ın insana üflediği bir emanet olduğunu ifade etti. Ahzâb Suresinin 72. âyetinde insanın emaneti yüklenişine işaret edildiğini hatırlatan Boran, insanın bu emanetin gereğini yerine getirmekle sorumlu olduğunu belirtti.
Tîn Suresindeki “Biz, insanı ahsen-i takvim üzere yarattık. Sonra onu esfel-i sâfilîne indirdik.” âyetine dikkat çeken Boran, insanın hem kemâle ulaşma hem de aşağıların aşağısına düşme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Konuşmasının devamında nefs ve ruh arasındaki farklara değinen Dr. Abdulcabbar Boran, nefsin tezkiye ve tasfiye edilmesi gereken bir yapı olduğunu ifade etti. Nefsin afetlerinden arınan insanın kemale ulaşabileceğini belirten Boran, insanın manevî yolculuğunun nefsini eğiterek ruhunun hasletlerini ortaya çıkarmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.
Allah’a Ulaşmayı Dilemek: Mutluluğun Pasaportu
Konuşmasında Allah’a ulaşmayı kalben dilemenin insan hayatındaki en önemli dönüm noktası olduğunu vurgulayan Boran, bu dileğin insanı hem dünya hem de ahiret mutluluğuna ulaştıran temel adım olduğunu ifade etti.
Boran, “Allah’a ulaşmayı dilemek şeytanın ülkesinden Allah’ın ülkesine geçiş pasaportudur.” diyerek, kişinin bu dilekle birlikte Allah’ın himayesine girdiğini ve manevî hayatında yeni bir sürecin başladığını söyledi.
Mutluluğun bir denge ve huzur hâli olduğunu belirten Boran, insanın iç dünyasında, insanlarla olan ilişkilerinde ve Allah ile olan bağında sulh ve sükûnu yaşayabilmesinin gerçek mutluluğun temeli olduğunu ifade etti.
Dua, Rahmet ve Teslimiyet
Konuşmasında duanın insan ile Allah arasındaki bağın önemli bir ifadesi olduğunu belirten Boran, “Dua Allah’a davettir.” dedi.
Allah’ın rahmetinin sınırsız olduğunu vurgulayan Boran, insan ne kadar hata yaparsa yapsın Allah’ın affının ve sevgisinin her şeyden büyük olduğunu ifade etti.
Allah’ın insandan istediği temel şeyin sevgiyi öğrenmek, yaşamak ve öğretmek olduğunu belirten Boran, sevginin duyguların en yücesi olduğunu söyledi.
Kur’ân, Mutluluğun Reçetesidir
Allah’ın insana verdiği nimetlerin farkında olunması gerektiğini belirten Boran, hayatın hamd ve şükür üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.
İnsanın temel sorumluluğunun nefsini tezkiye ve tasfiye ederek insan-ı kâmil olmak olduğunu belirten Boran, Kur’ân’ın öğrenilmesi, yaşanması ve öğretilmesinin önemine dikkat çekti.
Kur’ân-ı Kerim’in yalnızca okunmak için değil, yaşanmak için indirildiğini vurgulayan Boran, Allah’ın bütün emir ve yasaklarının insanın mutluluğunu hedeflediğini söyledi.
“İnsanların büyük çoğunluğu mutluluğu dış şartlarda arıyor. Oysa Allah’ın gösterdiği yol izlenmediğinde insanın kalbi huzura ulaşamaz. Kur’ân yaşanmadığı sürece stres, depresyon, öfke, bağımlılıklar ve aile problemleri artmaya devam eder.” diyen Boran, insanın gerçek huzura ancak Allah’a ulaşmayı kalben dileyerek ulaşabileceğini belirtti.
Boran, Kur’ân’ın insanı şeytanın ve nefsin olumsuz etkilerinden koruyan bir rehber olduğunu ifade ederek, Allah’a ulaşmayı dilemenin, Allah’ı zikretmenin ve ehl-i zikre sormanın kalpte huzur sağladığını ve sorunlara çözüm getirdiğini söyledi. “Cehaletten kurtulmanın yolu ehl-i zikre sormaktır“ dedi.
İnsanlığın bugün sahip olduğu teknolojik ve maddî imkânlara rağmen huzuru bulamamasının temel sebebinin manevî değerlerden uzaklaşmak olduğunu dile getiren Boran, Kur’ân’ın gösterdiği hayat tarzının bireysel ve toplumsal mutluluğun anahtarı olduğunu kaydetti.
Boran, “Kur’ân tüm insanlar için bir mutluluk davetiyesi, bir mutluluk reçetesi ve garantisidir.” dedi.
Prof. Dr. Mustafa Naci Kula: “Manevi Tekâmülün Anahtarı: Eğitim ve Sorumluluk”
Prof. Dr. Mustafa Naci Kula ise konuşmasında modern çağın insanı sürekli haz ve hız peşinde koşmaya yönelttiğini belirterek, bunun bireysel ve toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti.
Günümüz dünyasında insanların mutluluğu daha çok sahip oldukları şeylerle ilişkilendirdiğini söyleyen Kula, Kur’ân’ın ise insanı huzura ve sükûnete davet ettiğini vurguladı.
Kula, aile kurumunun huzurun temel merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Kur’ân’da aile hayatının “meveddet” ve “rahmet” kavramları üzerine inşa edildiğine dikkat çekti. Aile içinde sevgi, merhamet ve anlayışın güçlendirilmesinin toplumsal huzurun da temel şartlarından biri olduğunu ifade etti.
İnsanın yaratılışında bulunan potansiyel güçlerin eğitim ve terbiye yoluyla ortaya çıkarılabileceğini belirten Kula, nefsin olumsuz yönlerinden arınmanın ve kemale ulaşmanın bu süreçle mümkün olduğunu ifade etti.
Konuşmasında gece ibadeti, Allah’ı zikretmek, helal ve temiz rızıkla beslenmek, zamanı doğru kullanmak ve Kur’ân üzerinde tefekkür etmek gibi hususların insanın iç dünyasında denge oluşturduğunu belirten Kula, huzurlu bir hayat için insanın öncelikle kendi iç dünyasında sükûneti tesis etmesi gerektiğini söyledi.
Panelde Ortak Mesaj: Kur’ân Rehberliğinde Huzur ve Manevi Gelişim
Konuşmacılar, panel boyunca yaptıkları değerlendirmelerde insanın yaratılışındaki potansiyeli doğru şekilde değerlendirmesinin hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen panelde, Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğinde huzurlu ve mutlu bir hayatın nasıl inşa edilebileceğine dair önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Program, dinleyicilerden gelen soruların cevaplandırılmasının ardından sona erdi.
Panelin tamamı YouTube üzerinden izlenebilmektedir:
https://www.youtube.com/watch?v=3BAqYl_Vlok