|
Tweet |
Yeni düzenlemenin özellikle demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini ilgilendirdiğini belirten Mete, ihracatçıların rekabet gücünün korunması için teknik destek ve dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.
KARBON DÜZENLEMESİ İHRACATI ETKİLEYECEK
Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemesinin Türk sanayisi açısından dikkatle yönetilmesi gereken yeni bir ticaret süreci oluşturduğunu belirten Mete, işletmelerin hazırlıklarını geciktirmemesi gerektiğini söyledi.
Mete, “Avrupa Birliği'nin uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, ihracatçılarımız açısından yeni yükümlülükler getiriyor. Artık yalnızca ürünün fiyatı ve kalitesi değil, üretim sürecindeki karbon emisyonları da rekabet koşullarını etkiliyor. Türk sanayicisinin Avrupa pazarındaki gücünü koruyabilmesi için bu dönüşüme hazırlıklı olması gerekiyor.” dedi.
KOBİ'LER DÖNÜŞÜMDE YALNIZ BIRAKILMAMALI
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni düzenlemelere uyum sağlamakta daha fazla güçlük yaşayabileceğini belirten Mete, teknik danışmanlık ve finansman imkânlarının artırılması gerektiğini ifade etti.
Mete, “Büyük sanayi kuruluşlarımızın önemli bir bölümü karbon hesaplaması ve sürdürülebilir üretim konusunda çalışma yürütebiliyor. Ancak küçük işletmelerimiz için aynı imkânlardan söz etmek her zaman mümkün değil. Emisyon ölçümü, raporlama ve üretim teknolojilerinin yenilenmesi maliyet oluşturuyor. KOBİ'lerimize teknik danışmanlık sağlanmalı, dönüşüm yatırımları erişilebilir desteklerle güçlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.
ENERJİ VERİMLİLİĞİNE YATIRIM YAPILMALI
Sanayide enerji maliyetlerinin rekabet gücü üzerindeki etkisine dikkat çeken Mete, karbon düzenlemelerine uyumun aynı zamanda üretimde verimliliği artırma fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mete, “Enerji verimliliği yüksek üretim tesisleri hem maliyetlerini kontrol altında tutabilir hem de uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabilir. Sanayicimizin modern üretim teknolojilerine, enerji tasarrufu sağlayan sistemlere ve düşük karbonlu üretim yöntemlerine yatırım yapabilmesi desteklenmelidir. Bu dönüşüm yalnızca çevre politikası değil, Türkiye'nin sanayi ve dış ticaret politikası olarak ele alınmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
İHRACATÇIYA TEKNİK REHBERLİK SAĞLANMALI
Karbon emisyonlarının hesaplanması ve raporlanmasına ilişkin yükümlülüklerin işletmelere açık biçimde anlatılması gerektiğini belirten Mete, meslek kuruluşları ile ilgili kamu kurumları arasında koordinasyon çağrısında bulundu.
Mete, “Sanayi ve ticaret odalarımız, ihracatçı birliklerimiz ve ilgili bakanlıklarımız ortak bilgilendirme çalışmaları yürütmelidir. İşletmelerimiz hangi ürünlerin düzenleme kapsamında olduğunu, hangi verileri hazırlamaları gerektiğini ve hangi takvime uymak zorunda olduklarını bilmelidir. Bilgi eksikliği nedeniyle hiçbir ihracatçımızın rekabet kaybı yaşamasını istemiyoruz.” dedi.
TÜRK SANAYİSİNİN REKABET GÜCÜ KORUNMALI
Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin 2026–2027 pilot dönemine ilişkin hazırlıkların da sanayi politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete, dönüşüm sürecinin üreticilere aşırı maliyet yüklemeyecek şekilde yönetilmesini istedi.
Mete, “Türkiye'nin karbon düzenlemelerine uyum süreci, sanayimizin rekabet gücünü zayıflatacak değil, güçlendirecek biçimde planlanmalıdır. Avrupa Birliği ile ticaretimizde karşılaşabileceğimiz yeni maliyetlerin etkileri sektörler bazında analiz edilmelidir. Kamu kurumları, iş dünyası temsilcileri ve üreticiler ortak hareket etmelidir. Zafer Partisi olarak Türk sanayisinin üretim kapasitesini, ihracat gücünü ve istihdamını koruyan politikaların önemini vurguluyoruz. Türkiye, değişen küresel ticaret koşullarına hazırlıklı olmalı ve sanayicisini bu süreçte yalnız bırakmamalıdır.” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.